Maymun elini yerden kaldıramaz her zaman. Bir taş bulur. Onu düşmana atar, tekrar eğilir. Sürekli bir şeyler ararmış gibi yapar fakat ne kendi bilir yerde ne işi olduğunu ne de onu oraya gönderen.
Çok çaresiz, harap, düşkün, yılmış...
"Seni gördüğüme sevindim" dedi yaklaşırken.
Saçlarında her zamanki altın parlamalar vardı. Göz alıcı, sade, parlak... Elini uzattı ama sıkmak için değil. Yanağına dokundu bir tüy kadar hafif.
"Hayat seni ne hale getirmiş" dedi.
"Hayır hayır. Bendim bunu yapan. Hayatı boş yere kahraman gibi göstermeye çalışma. O sadece bir ihtiyardır durmadan saatine bakan."
"Çok özledim" dedi. "Ama seni değil. Eski sevgilimi. Hayatın çarpmadığı delikanlıyı."
"Her istediğinde göremezsin onu" diyerek cevap verdiğini sandı.
Ama bir çift boş bakıştan fazlasını bulamadı karşılığında.
Ölüme, ölüme, ölüme diye sayıkladığı o gece gitmişti altın saçlısı. O küçük notlarından bırakmıştı yine aynanın önüne. Ama o ancak 3 gün sonra farketmişti notun aynanın önünden uçup yatağının üzerine konduğunu. Sarı renkliydi yatak örtüsü ama saçları gibi parıldamaz diyordu durmadan. Uçurumdan bakar, takla atar, zıplar, koşar... Yorulur, başını dizine dayar. Ama hiç yemek yiyememişti ki burdayken.
"Gözlerimi kapat da sana iyice bir bakayım" dedi o kusarken.
"Dumana aldırma. Birazdan söner nasıl olsa.
Bir taç bile almadın. Saçlarım hala dalgalanıyor boşlukta.
"Ama bendim bunları yapan.
Hayatı kahraman yapmaya çalışma...."
22 Temmuz 2008 Salı
21 Haziran 2008 Cumartesi
Tepe
eski acılardan yadigar
bana kalan bendeki hüzün
demirden sert çiçekten uzak
akmayan su misali çılgın
diğer acılardan hatıra
sesi kısılmış sanki
en yükseğe ulaşmaya çalış
altında ezilenleri umursamadan
sana güller gelecek son yolculuğunda
hep başı dik
öylesine mağrur
öylesine çaresiz
eski hüzünlerden acıdır
yaşamak en tepede
öylesine yalnız
ölesiye sebepsiz
bana kalan bendeki hüzün
demirden sert çiçekten uzak
akmayan su misali çılgın
diğer acılardan hatıra
sesi kısılmış sanki
en yükseğe ulaşmaya çalış
altında ezilenleri umursamadan
sana güller gelecek son yolculuğunda
hep başı dik
öylesine mağrur
öylesine çaresiz
eski hüzünlerden acıdır
yaşamak en tepede
öylesine yalnız
ölesiye sebepsiz
11 Haziran 2008 Çarşamba
Sahile Dön
mavi hırçın denizlerin korkusuz deniz kızı
dev dalgaların pırıltıları boynunda incidir senin
gemileri ters yüz eden akıntılar
senin için birer yol gösterici oldular
ne zaman zorda kalsan hep daha yükseğe sıçradın
bu fırtınayı da yenersin biliyorum
şimdi senin o eşsiz güzelliğini görmek için sahile iniyorum.
yanımda sana bir şişe dolusu umut getiriyorum...
dev dalgaların pırıltıları boynunda incidir senin
gemileri ters yüz eden akıntılar
senin için birer yol gösterici oldular
ne zaman zorda kalsan hep daha yükseğe sıçradın
bu fırtınayı da yenersin biliyorum
şimdi senin o eşsiz güzelliğini görmek için sahile iniyorum.
yanımda sana bir şişe dolusu umut getiriyorum...
Deniz Buharında Müzik
savaşmaktan yorulduğum zamanlarda
deniz buharında müzik dinlerdim
kimyayı çözmeden önce.
değerleri var numarası yaparmış meğer
bağımlılıklarım.
tüm heyecanlarımın içi boş tüm hareketlerimin dengesi yokmuş.
belki aşırı yüke dayanamazsın şimdi.
benim soru sorma lüksüm yok artık.
teslimiyet anlam katar geleceğe.
şimdi iki müzik var deniz kokusunda.
biri sana doğru diğeri kalbine..
deniz buharında müzik dinlerdim
kimyayı çözmeden önce.
değerleri var numarası yaparmış meğer
bağımlılıklarım.
tüm heyecanlarımın içi boş tüm hareketlerimin dengesi yokmuş.
belki aşırı yüke dayanamazsın şimdi.
benim soru sorma lüksüm yok artık.
teslimiyet anlam katar geleceğe.
şimdi iki müzik var deniz kokusunda.
biri sana doğru diğeri kalbine..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)