Maymun elini yerden kaldıramaz her zaman. Bir taş bulur. Onu düşmana atar, tekrar eğilir. Sürekli bir şeyler ararmış gibi yapar fakat ne kendi bilir yerde ne işi olduğunu ne de onu oraya gönderen.
Çok çaresiz, harap, düşkün, yılmış...
"Seni gördüğüme sevindim" dedi yaklaşırken.
Saçlarında her zamanki altın parlamalar vardı. Göz alıcı, sade, parlak... Elini uzattı ama sıkmak için değil. Yanağına dokundu bir tüy kadar hafif.
"Hayat seni ne hale getirmiş" dedi.
"Hayır hayır. Bendim bunu yapan. Hayatı boş yere kahraman gibi göstermeye çalışma. O sadece bir ihtiyardır durmadan saatine bakan."
"Çok özledim" dedi. "Ama seni değil. Eski sevgilimi. Hayatın çarpmadığı delikanlıyı."
"Her istediğinde göremezsin onu" diyerek cevap verdiğini sandı.
Ama bir çift boş bakıştan fazlasını bulamadı karşılığında.
Ölüme, ölüme, ölüme diye sayıkladığı o gece gitmişti altın saçlısı. O küçük notlarından bırakmıştı yine aynanın önüne. Ama o ancak 3 gün sonra farketmişti notun aynanın önünden uçup yatağının üzerine konduğunu. Sarı renkliydi yatak örtüsü ama saçları gibi parıldamaz diyordu durmadan. Uçurumdan bakar, takla atar, zıplar, koşar... Yorulur, başını dizine dayar. Ama hiç yemek yiyememişti ki burdayken.
"Gözlerimi kapat da sana iyice bir bakayım" dedi o kusarken.
"Dumana aldırma. Birazdan söner nasıl olsa.
Bir taç bile almadın. Saçlarım hala dalgalanıyor boşlukta.
"Ama bendim bunları yapan.
Hayatı kahraman yapmaya çalışma...."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder